maçoizm ve onun gibi saçmalıklar

•December 13, 2008 • Leave a Comment

Maçoizm var mıdır? Yoksa şuanda uydurdum ve elvan oda alanları içinde tamamen yasak olduğunu buyuruyorum! Maçoizm berbattır, içinizdeki ilkel şiddet arzusuna yönelmedir, pistir, bıyıktır. Eğer elli yaşın üstünde bir erkekseniz kesinlike maçoizm edalarını takınıp karşıma gelmeyin, zira bu müthiş uzun popo büyütücü bayram tatilini geri döndürüp sizi kurban olarak islam dininin gereklerince kuzuya cevirmeden keserim. Eğer maçoizm yandaşlığınızı gösterecek herhangi bir simge, sembol, miting yaptığınızı duyarsam bu yasa oda sınırlarından çıkıp elvan’ın bıcagının ulastıgı her yere gidebilir. Bıyık, tespih, emir kipinde cümleler ve ilkel benliğinizdeki şiddete başvurma duruşu bu sembollerden sadece bir kaçıdır. Maçoizm kötüdür, korkunçtur. Bulaşan karşı cinslerim için (özellike 50+ İSENİZ) hayat korkunç olabilir, elvan sayesinde. Bırakın maçoizm hayatınızı ele geçirmesin. İlkel benliğinizi “kendinize” saklayın. Esenlikler dilerim.

Ekteki iğrenç resim sizin ilkel benliğe dönüşünüzü gösterir. Eğer MAÇOIZMi benimsediyseniz.bıyık rezilliği

timeless

timeless

L’s best night… ever

•December 5, 2008 • Leave a Comment

Küveti doldur. Müziği aç. SAT’yi unut. Sanal okyanusa dal. Şu ana kadar ki en müthiş deneyim.

Ankara Elit Palas Otel 503 nolu odanın küvetinde bir saat geçirin.

Sonra konuşalım.

bir yerde başlıyor, bulmak ne mümkün!

•October 12, 2008 • Leave a Comment

Sevdiklerime yakınlaşırken bir kat koyuyorum araya, geçemiyorlar öteye geri de gidemiyorlar. Ya kaçacaklar sonsuza dek  ya da orda yaşayacaklar, son çare de benim kovmam onları.

Hep böyle mi olacak bu, ne zaman biriyle yaklaşsam..

Apf.z de mi benim hayal ürünüm?

Sorularım hiç cevaplanmıyor ki bu dünyada…

mon petit ami

•October 11, 2008 • Leave a Comment

mon petit ami n’existe pas.

aslında;

je n’existe pas pour mon petit ami.

Beni görmüyor bile.
Bağırmam mı gerek!
Her gün karşındayım.
Daha nasıl anlatmam gerek?

şiir

•October 11, 2008 • Leave a Comment

Birden başladı,
ve bitti.
gözleirmi bir an için kapamıştım
açtım da ne etti?
hiç!
11 Şubat’ın karlı bir gecesi
Birden başladı ve bitti.

•September 27, 2008 • Leave a Comment

Aşık oldum. Evet! Sonunda…
Sanırım ilk önce aşık oldum ve kişiyi sonradan belirledim. İlk okundugunda garip geliyor, biliyorum. Biraz üstüne düşünürsen aslında çoğu zaman böyle yaptığını farkedersin.

Yalnız üç seçeneği de sundum ona, artık resmen bağırdım bunu suratına fakat anlamadı, yada karşılık vermiyor.. Tek yaptığı öylece durmak. Sanırım vazgeçmem ve kendimi SATye vermem gerek. (bkz: immerse)

Aksi taktirde resmen acınası bir varlığa dönüşeceğim. (bkz: abject)

P.S: (bkz:..) SAT çalıştığımın kanıtıdır.

“yuvarlağın köşeleri”

•September 27, 2008 • Leave a Comment

Sarıkız, Yavşo ve tam burs sürüsüne YES formu vermişler. Biz giremiyoruz ya tam burslu değiliz diye! Tanrım, AFS’nin amacının dil öğretmek olduğunu falan mı zannediyorlar hala? Materyal dünyaya çok alışmışlar, düşünemiyorlar bile. Duyarsız toplumun önde giden atları…

Evet “mooneymistletoe”cum, yaşın tutmadığı için başvuramıyorsun bile, sarıkızın otlamasını izlemek zorundasın fakat onlar sadece son seneleri olduğu için gitme ihtimallerinin büyüdüğünü bilmiyolarlar hala. Burslu oldukları için müthiş hayatlarının ÖSS birincisi olduktan sonraki senelerini kızlara yavşamak(for some) ve yeni queen bee’ler bulmak(for some) için geçireceklerini varsayarak, bunun içinde kalacağını ve istediğin bölümü kazanmadıkça içinden çıkamayacağını biliyorum bu duygunun.

Bir türlü kabullenmek istemeyerek lafı geveliyorum. Aslında bir tek nedeni var bütün bu duyguların, başvuru formundaki “Beşiktaş Anadolu Lisesi” kısmını gördükten sonra anılarımın, derinlere itildikten uzun süre sonra, gün yüzüne çıkması… Ghanla o buz kesen bodrum katının cam önündeki kirli sandalyelerinde uyumaya çalışmamız, Hüma’yla ve hintli kardişimle yemek için mcdonaldsa gittikten sonra “mülakata geç kaldık!” diyerek o yokuşu koştuktan sonra büyük ihtimalle mülakatı geçmiş olan o öğrencinin iki saatten sonra hala içerde olduğunu öğrenip yerlerde sürünmeye devam etmemiz, tikky kızların saçlarını kabartmak için işgal ettiği o kirli banyo aynalarının önünde ellerimi yıkamaya çalışırken üstüme ne giydiğime göz atmam(kahverengi bir pantolonla kenny sweatshirti), yorucu bir günün ardından mülakata girdikten sonra saat 22:00 sularında merdivenin önüne oturarak aslında mülakatı geçmiş olan Buğra’yla, Begümle ağlarken sandviç yememiz.. Bütün bunların aslında aklımdan hiç çıkmadığını farkettim. Her saniyesiyle hatırlıyorum o günü… Şimdi ise tamamen yabancı olduğum bu evde, hayatta aslında tek başıma olduğumu resmen farkediyorum.

Ghan ve Derya’nın doğumgünümü unutmuş gibi yaptıktan sonra yastık altından çıkarttıkları o hediyeleri hiç unutmam..

Eski günler ne kadar da tozlu ve güzel. Büyümeden yaşlanmış hissediyorum. 16sında anılara dalmak..

kış (*)

•September 21, 2008 • Leave a Comment

Sonunda hep ona döneceğimi bilen
kazak,
tekrar başlarsa kendine bağlamaya,
Şömine hatırlamaya çalışıyorsa
geçen yıl yaptılarını.

geceleri üşümeniz yalnızlıktan değilse bir de;
anlayın ki kış gelmiştir.
(elvan) l1

•September 3, 2008 • 1 Comment

miyav.
miyav.
ve anılar başladı tekrar..
sarı kız anthony’i hatırladım. Bir ay önce kadar bulmuştum onu, durmak bilmeyen kapı gıcırtısı miyavlarıyla tüm siteyi çileden çıkarmıştı ki sahiplendim . Eve getirmiştim, süt vermiştim, sakinleşsin diye beklemiştim. Sep laf edince balkonda besle diye sinirleniverip bir hızla dışarı çıkarmaya calıştım ki lady fırlayıvermişti neymiş o yanındaki diye? sarı kız o kadar korktu ki 3 metrelik duvardan atlayıp bir yerlere gitmişti.  Öldü sanıp bütün gece ağlamak bile az geldi. Dünyaya küstüm, kimseyi yanıma sokmadım. Sonra da haber alamadık Sarıkız Anthony’den.

Hala bazen sesini duyarım mev mev diye. Kesin ve net, kapı gıcırtısı mevini…

aşık olsam..

•August 25, 2008 • Leave a Comment

tek kaçış bu.

biliyosun, arkadaşlığı her şeyden önce sayıyorum insanlığın aksine. Tüm arkadaşlarım da sevgililieri için beni unutup duruyor ama..

aşık olmam gerek sanırım .

tek kaçış bu.