bulantı

Havuza girme isteğim uzun zaman içimde kaldı. Burnumun önünde havuz beni bekleyedursun, evde her zaman halledecek bir işim vardır. Fakat her seferinde de TV gibi salak bir davaya satarım bunları. Bağımlılılık yaratıor, naparsınız. Tam “Amann, üç kilo fazlaysa popom n’olcak, girivereyim havuza” dediğim gün-bugün- havuzun kenarındaki salıncakta “Koku”yu okuyordum. O kadar etkisi altındayım ki kitabın,(burdan sonrası akıl almaz tasvirleriyle Koku’nun esiri olan miyav’ın anlatımlarıdır.)yaşı geçmiş, göbeği pörsümüş, kıllarına ak düşümüş dedelerin eski moda bıyıklarının sudaki egemenliği miğdemi bulandırdı. Her defasında sırt kıllarının arasında salınan hiçbir şeyden habersiz suyun kirlenmiş kokusunu duydum. Öte tarafta oynaşan çocukların ördeklere özenerek dışarı çıkarttıkları ve kaybolmasından korkar gibi abartarak arkada tuttukları popoları kokuşmuş dışkıları kokuyordu. Suya sürttükleri sidikli popoları terlerindeki masumiyet kadar yoğundu. Genç kızların kurbağalama pozisyonundaki yüzüşlerini izlerken, topuklu ayakkabılar içinde terleyen peynir kokulu kirli ayaklarının suyun içinde olduğunu farkettim. Ve yüzümü buruşturarak dosdoğru ev yoluna koyuldum. Önünden geçerken her zaman baktığım aynaya bakmadan, kesinlikle iğrenerek evdeydim.

Çeyrek saat daha bekleseydim, delikanlılarla devam edecek bu iğrençlikten miğdem hepten çökecek, İsveç diyetindeki kuş öğünleri dahi yiyemeyecek hale gelecektim.

Bugünle birlikte 10 gün…

~ by enole on August 1, 2008.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: