“yuvarlağın köşeleri”

Sarıkız, Yavşo ve tam burs sürüsüne YES formu vermişler. Biz giremiyoruz ya tam burslu değiliz diye! Tanrım, AFS’nin amacının dil öğretmek olduğunu falan mı zannediyorlar hala? Materyal dünyaya çok alışmışlar, düşünemiyorlar bile. Duyarsız toplumun önde giden atları…

Evet “mooneymistletoe”cum, yaşın tutmadığı için başvuramıyorsun bile, sarıkızın otlamasını izlemek zorundasın fakat onlar sadece son seneleri olduğu için gitme ihtimallerinin büyüdüğünü bilmiyolarlar hala. Burslu oldukları için müthiş hayatlarının ÖSS birincisi olduktan sonraki senelerini kızlara yavşamak(for some) ve yeni queen bee’ler bulmak(for some) için geçireceklerini varsayarak, bunun içinde kalacağını ve istediğin bölümü kazanmadıkça içinden çıkamayacağını biliyorum bu duygunun.

Bir türlü kabullenmek istemeyerek lafı geveliyorum. Aslında bir tek nedeni var bütün bu duyguların, başvuru formundaki “Beşiktaş Anadolu Lisesi” kısmını gördükten sonra anılarımın, derinlere itildikten uzun süre sonra, gün yüzüne çıkması… Ghanla o buz kesen bodrum katının cam önündeki kirli sandalyelerinde uyumaya çalışmamız, Hüma’yla ve hintli kardişimle yemek için mcdonaldsa gittikten sonra “mülakata geç kaldık!” diyerek o yokuşu koştuktan sonra büyük ihtimalle mülakatı geçmiş olan o öğrencinin iki saatten sonra hala içerde olduğunu öğrenip yerlerde sürünmeye devam etmemiz, tikky kızların saçlarını kabartmak için işgal ettiği o kirli banyo aynalarının önünde ellerimi yıkamaya çalışırken üstüme ne giydiğime göz atmam(kahverengi bir pantolonla kenny sweatshirti), yorucu bir günün ardından mülakata girdikten sonra saat 22:00 sularında merdivenin önüne oturarak aslında mülakatı geçmiş olan Buğra’yla, Begümle ağlarken sandviç yememiz.. Bütün bunların aslında aklımdan hiç çıkmadığını farkettim. Her saniyesiyle hatırlıyorum o günü… Şimdi ise tamamen yabancı olduğum bu evde, hayatta aslında tek başıma olduğumu resmen farkediyorum.

Ghan ve Derya’nın doğumgünümü unutmuş gibi yaptıktan sonra yastık altından çıkarttıkları o hediyeleri hiç unutmam..

Eski günler ne kadar da tozlu ve güzel. Büyümeden yaşlanmış hissediyorum. 16sında anılara dalmak..

~ by enole on September 27, 2008.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: